Kategori arşivi: E-Ticaret

Rakamlar üzerinde cambazlık yapmak

Bayılıyoruz rakamlar üzerinden cambazlık yapmaya. Oranlar olmasaydı ne yapardık bilmiyorum. Eskiden “ne kadar satıyorsunuz, hacminiz ne kadar” sorusuna “çok” gibi belli belirsiz cevaplar verenler, şimdilerde “çok” kelimesi yerine oranları kullanıyor. %300-500 büyümeler var piyasada. Herkesin işleri tıkırında.

Geleneksel ticarette insanlar, genelde “aman borç istemesinler, aman nazar değer” gibi çekincelerinden dolayı, “İşler nasıl?” diye sorduğunuzda, “Piyasa çok kötü, kan ağlıyoruz” diye yakınmalarla ya da “Çorba kaynıyor.” gibi kaçamak cevaplarla karşılık verir. İnternette ise tam tersi. Herkes aynı şeyleri söylüyor. “Çok iyi durumdayız, oranlar fena, tavan yaptık, geçen seneye oranla %500″ büyüdük.” Büyüdün de nasıl büyüdün güzel kardeşim? Kârın ne kadar? Kasana ne kadar girdi? Kaç müşterin oldu? Kaç kişi seni ziyaret etti?Akrobat

Büyüyor efendim, durduramıyoruz.

Tabi ki bu büyümeler önemli ama işi oranlardan net rakamlara indirdiğimizde görüyoruz ki aslında dişin kovuğunu doldurmayacak rakamlardan bahsediyoruz. Bu yüzden, bu terimleri sıkça kullananlar kısa zamanda kepengleri indiriyor.

Bu cümleleri sarfedenlerin kötü niyetli olduklarını düşünmüyorum. Aksine iyi niyetli, optimist olmaya çalışan insanlar. Tabi bir kısmı da böbürlenmek için sarfediyorlar bunları. Ancak gerçeğe dönecek olursak; Birçok yatırımcı(melek değilse tabi) oranlarınızla ilgilenmeyecek, sizden net rakamlar bekleyecek. Ne kadar sattınız, ne kadar müşteriniz var, ne kadar trafiğiniz var? Size ilk soracakları bunlar olacak.

Kaldı ki bu konu sadece girişimcilerle ilgili değil. Satış ve pazarlama departmanları için de geçerli. Patronunuz sizden oran istemiyor “havalı title’ı olan Starbucks neferi”. Patronunuz sizden ona ne kadar kazandırdığınızı, kazandırırken ne kadar harcattığınızı ve günün sonunda şirketi, dolayısıyla patronunuzu ne kadar kâra geçirdiğinizi öğrenmek istiyor.

rus-atasözü

Gerçeğin tokadını yemek, yalanın öpücüğünden iyidir. – Rus atasözü

 

Optimistlik iyidir, doğru bir motivasyon kaynağı da olabilir. Ama realite bambaşka bir şey. Ve realite acıtır. Belki realiteyi merkeze koyup ilerlersek, hayallere kapılmaz, oranlara mahkum olmak yerine, net rakamlarla kazanırız.

E-ticaret sektörünün sırtındaki kamburlar

E-ticaret çok bozdu. Bu aslında yazının geri kalanını özetleyebilecek bir cümle. E-ticaret de diğer tüm internet işleri gibi hızlı bir şekilde bir dönemden bir döneme geçiyor. Bu internetin doğasında olan bir şey.

görsel kaynağı: http://bit.ly/1ytfJWx

görsel kaynağı: http://bit.ly/1ytfJWx

Ben ilk kez bir e-ticaret sitesinde çalışmaya başladığımda, ortada sadece Hepsiburada gibi bir dev vardı. Etrafında ise ondan nispeten küçük, ona yetişmeye çalışan birkaç site ve kalanları toplamak isteyen yüzlerce küçük(gerçekten küçük) e-ticaret siteleri vardı. Ardından girişim kavramı popüler oldu ve  onlarca e-ticaret girişimi hayatımıza girdi. Bir dönem girişim deyince herkesin aklına e-ticaret girişimi gelse de artık pek e-ticaret girişimi oluşturmaya yanaşılmıyor. Bunun sebeplerinden biri artık e-ticaret organizasyonlarının eskisi kadar ucuz olmaması. Örneğin artık rekabete girmek için ayrı, müşterileri memnun etmek için ayrı bir bütçeye ihtiyacınız var ve bu bütçeler hiç de küçük bütçeler değil.

Yıllar öncesinde olduğu gibi komşunun oğluna site yaptırıp, işlettiğiniz dükkandaki malları koyup satamıyorsunuz. Bu tabi nispeten iyi bir şey çünkü bu şekilde internetten alışveriş daha kaliteli bir hal alıyor. Geçmişteki bu küçük çaplı, dükkan mantıklı e-ticaret siteleri yüzünden toplumda internetten alışverişe olan güven oldukça sarsıldı. Bu gibi siteler olmasa belki şu anda e-ticaret olarak çok daha gelişmiş bir ülke olurduk.

Bu bahsettiğim dönemlerden sonra bana göre en hareketli dönemlerden biri Rocket Internet’in ülkemize geldiği dönem oldu. Rocket adına yakışır bir şekilde ülkemize gelip, biraz dengeleri oynatıp, sonra da yine adına yakışır bir şekilde ülkemizden ayrıldı. Ülkemizdeki e-ticaret sitelerinin reklam harcamalarını bir anda hareketlendiren bu haylazlar bence çok da fena bir şey yapmadı, ama biraz daha kalsalardı iyiydi.

E-ticaretin girdiği bu hızlı dönemden sonra, yaklaşık 1-2 sene önce, markaların bu alana olan ilgileri gitgide arttı. Önceleri “yahu internetten, bakmadan, etmeden kaç kişi alışveriş yapar” diyen perakendecilerin bir anda bu tarafa iştahı kabardı. Yalnız bir problem vardı ki e-ticaret ile normal ticaret arasındaki bu küçük “e” harfinin ne kadar önemli bir ayrım olduğunu anlayamadılar. Bir mağaza açmak kadar ince bir iş e-ticaret sitesi kurmak. Ama malesef bunun farkında olan marka sayısı oldukça az. Geçmişin komşu çocuğuna site yaptıran zihniyeti gibi bir zihniyete sahipler. Hala, alırız birini(ya da şirkette halihazırda çalışan biri olsun, e-ticareti hiç bilmese de olur) hem fatura keser, hem fotoğraf işlerini organize eder, hem internet reklamlarını yönetir, hem siteye içerik girer, anlayışında olan markalar var. Bu konuda iyice ileriye gidip, tüm bunları yapan, ayrıca PHP yazabilen, şirketteki bilgisayarları formatlayacak personel arayan adam bile var bu ülkede. Yani utanmasa açık kalp ameliyatı yapabileni de bu kıstaslar arasına koyacak.

Hal böyle olunca markaların e-ticaret sitelerinden başarısızlığa uğrayan çok oluyor. Başarılı olanlar da zaten konuya profesyonel olarak yaklaşanlar. Bu durumdan kârlı çıkan ise acayip acayip vaadler ile ceplerini dolduran paket yazılım şirketleri oluyor. Açıkcası bu markaların başarısız olmasına üzülmüyorum. Zira bu işi doğru ve profesyonel bir şekilde yapmaktansa böyle yapmayı tercih ediyorlarsa, bu alanda başarısızlığı acı bir şekilde tecrübe etmeye ihtiyaçları var demektir. Bana göre ülkemizdeki e-ticaret sektörüne ve kendi cirolarına sınıf atlatabilecek bir potansiyele sahip olan bu markalar, artık bu konuya daha profesyonel yaklaşmalı, doğru adımlarla bir e-ticaret sitesi kurup, tıpkı ülkenin en popüler alışveriş merkezindeki mağazalarına verdikleri önem gibi önem vermeliler. Unutmayın gelecek internette.

Yeni e-ticaret yasasıyla neler değişiyor?

görsel kaynağı: pixabay

görsel kaynağı: pixabay

Yeni e-ticaret yasası sonunda belli oldu. Yaklaşık 2010 yılından beri konuşulan yeni e-ticaret yasası dün itibariyle Cumhurbaşkanı tarafından onaylandı ve Resmi Gazete’de yayınlandı. Peki bu yeni yasayla beraber neler değişti ve e-ticaret şirketlerinin bu konuda yapması gerekenler neler? Basit bir anlatımla madde madde açıklamaya çalışayım.

  1. Yasa kullanıcıların bilgilerinin muhafaza edilmesiyle ilgili e-ticaret firmalarının kullanıcılara bilgi vermesini istiyor. Bu da demek oluyor ki kullanıcıların bilgilerini almadan önce bilgileri saklayıp saklamayacağınızı, saklayacaksanız ne kadar süre saklayacağınızı ve varsa uygulanan ek gizlilik kurallarını belirtmelisiniz.
  2. Yaygın olarak kullanılan sipariş onayı ve detayı e-postaları artık zorunlu.
  3. Sipariş onaylanmadan önce kullanıcıların bilgilerini kontrol edebileceği, düzeltebileceği ve onaylayabileceği bir panel, ekran vs. sunmalısınız.
  4. Yapacağınız kampanya ve promosyonların şartlarını şüpheye mahal vermeyecek şekilde net ve kullanıcıların kolayca ulaşabileceği şekilde sunmalısınız.
  5. Kullanıcıya mailing vs. göndermeden önce kullanıcıdan bunu gönderebilmek için bir kereliğine izin almak zorundasınız. Bu izni yazılı alabileceğiniz gibi e-posta üzerinden de alabilirsiniz. Yurtdışında bazı e-ticaret siteleri bunu herhangi bir zorunluluğa maruz kalmadan yapmıştı. Böylece hem ellerindeki e-posta adreslerini daha müşteri odaklı hale getirdiler hem de kullanıcılarda spam algısı yaratmamış oldular.
  6. Yasada birçok maddede belirtildiği gibi artık firma bilgilerinizi, iletişim bilgilerinizi açıkca hem sitenizde hem de göndermiş olduğunuz e-postalarda belirtmelisiniz. Bu bilgiler kullanıcıların kolayca görebileceği şekilde olmalı. Yani müşteri hizmetlerindeki yükü azaltmak için telefon numarasını sitenin kuytu yerlerine saklama devri de artık bitmiş oldu. 🙂
  7. Kullanıcılar istediği zaman, sebepsiz bir şekilde e-posta almayı reddedebilir. Bunu uygulamayan site tahmin ediyorum zaten yoktur. Özellikle Gmail’in bile artık e-bültenlerde abonelikten çık linkinin bulunmamasının spame düşme oranlarını artıracağını belirtmişken.
  8. Siteler kullanıcılardan aldıkları bilgilerin güvenliğinden sorumlu hale geldiler. Ancak kullanıcıdan onay alınarak bu bilgiler başka bir firmayla paylaşılabilir.
  9. Kanuna uymayan siteleri 1000 ila 15000 arasında para cezaları bekliyor.

Açıkcası yasayla ilgili memnun olduğumu söylemeliyim. Birçoğu, iyi ölçekli firmaların zaten uyduğu şeyler. Kullanıcıların e-ticarete olan güvenini sarsan firmalara karşı da güzel bir önlem. Siteler yasanın yürürlüğe gireceği 5 Mayıs 2015 tarihine kadar bu konularda önlem almalı. Burada görev daha çok pazarlama ekiplerine düşüyor. Ayrıca gelecek için e-ticaretle ilgili ciddi düşünen tüm firmalara da e-ticaret hukukunu iyi bilen bir avukat gerekiyor.